“Hac ibadeti, Yüce Allah’ın kulları üzerindeki bir hakkıdır”
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi
Arpaguş, kura töreninde yaptığı konuşmada, haccın, ilahi davete icabet
ederek Kabe’ye, Beytullah’a ulaşanlara Yüce Allah’ın nice lütuflar ihsan
ettiği müstesna bir ibadet olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Hac ibadeti, Yüce Allah’ın kulları
üzerindeki bir hakkıdır. Bu hususta Cenabı Hak şöyle buyurmaktadır:
‘Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de,
alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe’dir. Onda apaçık
deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur.
Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir
hakkıdır.’ Bu ilahi hitap, sadece Rabbimizin kullarını bizzat davet
ettiği bir yolculuğa değil; kulluğun kemaline, kalplerin ihyasına ve
hayatın yeniden inşasına yapılan bir çağrıdır.”
“Hac, insanın Rabbine verdiği sözünü tazelemesidir”
İslam’ın temel şartlarından biri olan
haccın, zaman ve mekan sınırı olan bir ibadet olduğunu söyleyen Başkan
Arpaguş, “Bu ibadet, sadece belli vakitler içinde Kabe, Arafat,
Müzdelife ve Mina’da belli görevleri yerine getirmek suretiyle ifa
edilebilmektedir. Bu yönüyle hac, müminlere zaman ve mekan bilinci
kazandırmakta; müminin Allah’a kulluk yolculuğunda zamanın ve mekanın
değerli bir imkan olduğunu hatırlatmaktadır. Hac, insanın Rabbine
verdiği sözünü tazelemesidir. Ahdini yenilemesidir. Dünyanın geçici
heveslerinden sıyrılarak bütün benliğiyle Allah’a yönelmesini ifade
eder. İhrama bürünerek tüm dünyevi makam ve mevkileri geride bırakması,
süfli arzulardan, geçici heveslerden arınmasıdır. Arafat’ta mahşeri
hatırlaması, tavaf ile hayatının merkezine yeniden Allah’ın rızasını
yerleştirmesidir.” ifadelerini kullandı.
“Hac, ümmet olma bilincinin en güçlü şekilde yaşandığı büyük bir kardeşlik buluşmasıdır”
Haccın aynı zamanda bir tevhit ve
vahdet mektebi olduğunu anlatan Başkan Arpaguş, “İslam kardeşliğinin ve
ümmet olma bilincinin en güçlü şekilde yaşandığı büyük bir kardeşlik
buluşmasıdır. Irkı, dili, rengi ve ülkesi farklı milyonlarca Müslüman,
aynı inanç ve heyecanla Kabe-i Muazzama etrafında buluşmakta ve Yüce
Allah’ın huzurunda omuz omuza huşuyla kıyama durmaktadır. Diyanet İşleri
Başkanlığı olarak bizler, her yıl büyük bir aşk ve heyecanla
gerçekleşen bu büyük buluşmada, milletimize hizmet etmenin, rehberlik
etmenin onurunu yaşıyoruz. Bu konuda Başkanlığımızın büyük bir tecrübeye
ve güçlü bir organizasyon kabiliyetine sahip olduğunu vurgulamak
isterim.” şeklinde konuştu.
“Rahman’ın misafirlerine hizmeti en büyük şeref kabul ediyoruz”
Diyanet İşleri Başkanlığının yarım asra
yakındır hac organizasyonunu sürdürdüğünü aktaran Başkan Arpaguş, “Hac
organizasyonunu, bir ibadet olarak telakki ediyoruz. Rahman’ın misafiri
olan her bir hacı adayımızı uhdemizde bir emanet olarak görüyor, onlara
hizmeti en büyük şeref kabul ediyoruz. Çünkü Resul-i Ekrem Efendimiz
(s.a.s), Kabe’nin hürmetini dile getirdikten sonra, müminlerin
saygınlığını ifade etmiş; Allah katında bir müminin haysiyet ve
dokunulmazlığının Kabe’nin saygınlığından daha yüce ve büyük olduğunu
bizlere haber vermiştir.” diye konuştu.
“Bütün imkanlarımızla seferberlik halindeyiz”
Başkan Arpaguş, konuşmasının şöyle sürdürdü:
“Resulullah (s.a.s) Efendimiz, Kabe’yi
tavaf ederken şöyle buyurmuştur: ‘Ey Kâbe! Sen ne güzelsin! Sen ne
yücesin ve saygınlığın, hürmetin ne yücedir! Ama bu canı bu tende tutan
Allah’a yemin ederim ki, Allah nezdinde malıyla, kanıyla müminin hürmeti
ve saygınlığı, senin hürmetinden daha yüce ve büyüktür!’ Bizler, hac
yolculuğuyla ilgili tüm çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz.
Müminin izzet ve şerefine vurgu yaparak. Ülkemizdeki hazırlık sürecinden
kutsal topraklara intikale, oradaki iaşe temininden konaklama
imkanlarına, irşat faaliyetlerinden sağlık hizmetlerine kadar her alanda
büyük bir özveri ve titizlikle çalışıyoruz. Hacılarımızın bu büyük
ibadeti en güzel şekilde eda edebilmeleri için bütün imkanlarımızla
seferberlik halindeyiz.”
Başkan Arpaguş, Başkanlığın hac
hizmetlerindeki temel gayesinin, vatandaşlarımızın hayatlarının dönüm
noktasını teşkil edecek bu mukaddes yolculuğu güven ve huzur içerisinde,
her anından azami derecede istifade ederek, şuurlu ve verimli bir
şekilde tamamlamalarını sağlamak olduğunu dile getirdi.
“Amellerimiz niyetlerimize göre değer kazanacaktır”
Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bugün kalplerinizin nasıl büyük bir
heyecanla çarptığını hissedebiliyoruz. Yıllardır Kabe hasretiyle
beklediğinizi, dualarınıza her zaman hac niyetinizi kattığınızı,
ellerinizi her açtığınızda Allah’a bu buluşma için yalvardığınızı
biliyoruz. Birazdan açıklanacak sonuçların hepiniz için nasıl bir anlam
taşıdığının farkındayız. Ancak, burada özellikle ifade etmek istediğim
önemli bir husus şudur. Hac yolculuğu, önce gönülde başlar. Aslolan
yüreğimizde hissettiğimiz duygu ve heyecandır. Kurada adı çıkanların
sevinci de bu umudu seneye taşıyanların hüznü de Allah katında çok
kıymetli duygulardır. Çünkü yaptığımız ve yapacağımız bütün ibadetlerde
önemli olan imanımız, niyetimiz ve samimiyetimizdir. Cenabı Hakk,
kalbimizde taşıdığımız imanımıza, niyetimize ve samimiyetimize
bakacaktır. Amellerimiz niyetlerimize göre değer kazanacaktır.
Dolayısıyla kura sonucu ne olursa olsun niyetimiz halis ise o bizi
Allah’ın rızasına ulaştıracaktır.”
Başkan Arpaguş, kurada ismi çıkmayan
vatandaşlarımızın umut ve heyecanlarını bir sonraki seneye taşıyarak
diri tutması gerektiğini belirterek, “Gönüllerinde taşıdıkları Kabe
özlemini muhafaza etmektir. Çünkü Rabbimizin davetine içtenlikle icabet
etme arzusu başlı başına büyük ve kıymetli bir iştir. İnanıyoruz ki
bugün sevinç yaşayan kardeşlerimizin mutluluğu da, sabırla beklemeye
devam edecek kardeşlerimizin teslimiyeti de Allah katında asla
karşılıksız kalmayacaktır.” diye konuştu.
“Ülkemize 84 bin 942 kişilik bir kontenjan hakkı verilmiştir”
Haccın zaman ve mekan bakımından
belirli sınırlara sahip bir ibadet olduğunu belirten Başkan Arpaguş, “Bu
ibadetin gerçekleştirildiği mekanlar olan Mescid-i Haram, Arafat, Mina
ve Müzdelife’nin kapasitesi sebebiyle bütün ülkeler için nüfusları ile
orantılı bir kota ve kontenjan uygulaması yapılmaktadır. Bu kapsamda
ülkemize 84 bin 942 kişilik bir kontenjan hakkı verilmiştir. 2027 yılı
hac kurasına katılmaya hak kazanan vatandaşlarımızın sayısı ise yaklaşık
iki milyon civarındadır. Dolayısıyla hacca gidecek kardeşlerimizi ancak
kura çekmek suretiyle belirleyebiliyoruz. Birazdan yapılacak kura
çekimi sonucunda kesin kayıt hakkı elde edecek kardeşlerimizi şimdiden
tebrik ediyor; bu kutlu yolculuğun kendileri için hayırlara vesile
olmasını diliyorum.” ifadelerine yer verdi.
“Nüsük kartı bulunmayan kişilerin kutsal bölgelere girişlerine asla izin verilmemektedir”
Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu vesileyle önemli bir hususu da
özellikle hatırlatmak istiyorum. Son yıllarda Suudi Arabistan makamları
hac organizasyonuna ilişkin kuralları büyük bir hassasiyetle
uygulamaktadır. Resmi bir hac organizasyonuna dahil olmayan, hac vizesi
ve ‘Nüsük Kartı’ bulunmayan kişilerin kutsal bölgelere girişlerine asla
izin verilmemektedir. Bu sebeple vatandaşlarımızın farklı vaatlerde
bulunan kişi ve oluşumlara asla itibar etmemeleri büyük önem arz
etmektedir.
Sözlerime son verirken 2027 yılı hac
kurasının tüm hacı adaylarımız için hayırlara vesile olmasını Cenabı
Hak’tan niyaz ediyorum. Cenabı Hak, bu yıl kurada ismi çıkan
kardeşlerimize mebrur bir hac, makbul bir ibadet yapabilmeyi, hac
vazifesini tamamladıktan sonra da sağ salim yurtlarına dönebilmeyi nasip
ve müyesser eylesin. Bu yıl kurada çıkmayan kardeşlerimize de en kısa
zamanda Allah’ın evine Beytullah’a kavuşmayı lütfeylesin. Tekrar
hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, meclisimizin hayırla vesile
olmasını diliyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.”
Kura törenine Bakanlıklararası Hac ve
Umre Kurulu Üyeleri, Diyanet İşleri Başkanlığı üst düzey yöneticileri,
hacı adayları ve Başkanlık personeli katıldı.